Hakkında

Kökleri 1848 yılında kurulan Dârülmuallimîn-i Rüşdî’ye uzanan Atatürk Eğitim Fakültesi, öğretmen yetiştirme alanındaki güçlü akademik birikimini disiplinlerarası eğitim yaklaşımıyla bütünleştirerek eğitimin geleceğini inşa etmektedir. Fakülte, eğitimi yalnızca bilgi aktarımı olarak değil; bireyleri, toplumu ve eğitim politikalarını dönüştüren stratejik bir etki alanı olarak ele alır.

Araştırmaya dayalı yaklaşımıyla Atatürk Eğitim Fakültesi, eğitim biliminin farklı disiplinlerini bir araya getiren iş birliğine dayalı ve zengin bir akademik ortama sahiptir. Bu disiplinlerarası atmosfer üretilen bilgiyi sınıf ortamına, toplumsal ihtiyaçlara ve eğitim politikalarına yansıtan bütüncül bir model sunar. Yüksek nitelikli akademik eğitim, fakülte–okul iş birliği çerçevesinde yürütülen uygulamalı eğitimle bütünleştirilerek öğretmen adaylarının gerçek öğrenme ortamlarında mesleki gelişimlerini destekler.

Atatürk Eğitim Fakültesi, klasik bir öğretmen değil; sorgulayan, araştıran, etik değerlere bağlı ve toplumsal sorumluluk bilinci yüksek lider eğitimciler yetiştirmeyi hedefler. Eşitlikçi, kapsayıcı ve bilimsel düşünceye dayalı eğitim anlayışı, Atatürk Eğitim Fakültesi’ni Türkiye’de ve uluslararası ölçekte saygın bir konuma taşımaktadır.

 

TARİHÇE

Atatürk Eğitim Fakültesinin geçmişi 1848’de açılan Dârülmuallimîn-i Rüşdî’ye dayanmaktadır. 16 Mart 1848’de İstanbul’da açılan bu okulun kuruluş amacı, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk sivil ve modern eğitim kurumları olan rüşdiyelere öğretmen yetiştirmekti. Rüşdiyeler, bugünkü eğitim sistemimize göre, ilköğretim ikinci kademe düzeyinde okullardı.

1869 “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” ile Osmanlı eğitim sistemi, Fransa eğitim sistemi modeline uygun olarak yeniden düzenlenmişti. Bu Nizamname ile ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimden oluşan üç kademeli bir eğitim sistemi kurulması öngörülüyordu. Nizamname’ye göre, İstanbul’da açılacak bir Dârülmuallimîn-i Kebîr, ilk ve orta öğretime, yani rüşdiye, idâdî ve sultanîlere öğretmen yetiştirecekti; Dârülmuallimîn-i Sıbyan da, bu sistemin dışında olmakla beraber, idari yönden bu kuruma bağlı olacaktı. Bu oldukça ileri bir düşünceydi ve bugünkü eğitim fakülteleri gibi, bir kurumun tüm öğretim kademelerine öğretmen yetiştirilmesini hükme bağlıyordu.

Söz konusu Dârülmuallimîn-i Kebîr; sıbyan, rüşdiye ve idâdî şubeleriyle 1874 yılında hizmete girdi; ancak, daha sonraki yıllarda, Sıbyan Şubesi, genellikle özerk ya da bağımsız olarak faaliyet gösterdi. Dârülmuallimîn-i Kebîr, bir süre sonra Dârülmuallimîn-i Âliye adını aldı. 1915 yılında yeniden yapılanan bu kurum; İbtidâî, İhzârî ve Âlî kısımlarından meydana geliyordu. Bu yapısıyla, ilköğretim ve ortaöğretimin tüm kademelerine aynı çatı altında öğretmen yetiştiren bir kurum olma özelliğini yeniden kazanmış oldu.

Cumhuriyetin ilanından sonra Dârülmuallimîn-i Âliye, bir süre Yüksek Muallim Mektebi adıyla faaliyet gösterdi. 1923–1924 öğretim yılında, birkaç yıl önce kapatılan İhzârî Kısım’ın yerine ortaokullara öğretmen yetiştirmek üzere Talî Kısım açıldı; fakat bu kısım fazla uzun ömürlü olmadı. 1936’da Yüksek Öğretmen Okulu adını alan okul, yalnız lise öğretmeni yetiştiren bir kurum olarak faaliyetini sürdürdü. 1959’a kadar da Türkiye’nin lise öğretmeni yetiştiren tek kurumu olma özelliğini korudu. İlkokullara öğretmen yetiştiren kısım ise bu kurumdan ayrı olarak Erkek Öğretmen Okulu adıyla faaliyet gösterdi. 1946–1947 öğretim yılında, 1848’de açılan Dârülmuallimîn-i Rüşdî’nin misyonunu yerine getirmek ve böylece ortaokullara öğretmen yetiştirmek üzere İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü açıldı. Kısa bir süre sonra bu yeni kurum, Türkiye’nin en nitelikli öğretmen yetiştiren kurumlarından biri hâline geldi.

1978 yılında, Dârülmuallimîn-i Rüşdî’yi de bünyesine alan Dârülmuallimîn-i Kebîr ve Dârülmuallimîn-i Âliye’nin devamı olan İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu, ülkedeki diğer yüksek öğretmen okullarıyla birlikte kapatıldı. Aynı yıl, tüm öğretmen yetiştiren kurumları saran terör olayları dolayısıyla Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde de eğitim ve öğretime ara verildi. Bu tarihte diğer üç yıllık eğitim enstitüleri, eskilerden farklı bir yapılanma ve programla yüksek öğretmen okullarına dönüştürüldü. Atatürk Eğitim Enstitüsü de 1980 yılında, Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu adıyla yeniden faaliyete başladı. Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu, tüm yüksek öğretim kurumlarını YÖK’ün çatısı altında toplayan yasal düzenlemeyle 1982 yılında, Atatürk Eğitim Fakültesi adını alarak, yeni kurulan Marmara Üniversitesi’nin birimlerinden biri oldu.

Atatürk Eğitim Fakültesi, başlangıçta, kendisine bağlı Eğitim Yüksekokulu ve sekiz bölüm ile faaliyete başladı. Eğitim Yüksekokulu, 1992 yılında kapatılarak bünyesindeki Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenliği Bölümleri doğrudan fakülteye bağlandı. Bir yıl sonra, 1982’ye kadar Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi iken fakültenin Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’ne dönüştürülen birim daha sonra Marmara Üniversitesi Rektörlüğe bağlı Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu hâline getirildi.

1994’te, bünyesinde birden fazla diploma veren birim olan Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Yabancı Dil Eğitimi Bölümleri kaldırılarak her diploma programı, ayrı bir bölüm hâline getirildi. Böylece, fakülte bünyesindeki bölüm sayısı on yediye çıkarıldı.

1998’de Atatürk Eğitim Fakültesi, ülkedeki tüm eğitim fakülteleriyle birlikte YÖK tarafından yeniden yapılandırıldı. Bu yapılanmayla ortaöğretim sosyal, fen ve matematik alanlarına öğretmen yetiştiren programlarda öğrenim gören öğrencilerin, alan derslerini Fen–Edebiyat fakültelerinde almaları esasa bağlandı. Böylece fakülte önemli ölçüde asli fonksiyonuna dönmüş oldu.


Bu sayfa Atatürk Eğitim Fakültesi tarafından en son 28.01.2026 01:02:31 tarihinde güncellenmiştir.

HIZLI ERİŞİM